About Dalyan

Mugla / Dalyan

Dalyan

Dalyan was once a village of fishermen and farmers. Centrally located in the midst of the best of holiday locations on the south coast of Turkey, it has many advantages as a holiday destination. It is close to the famous Iztuzu Beach where the protected loggerhead turtles lay their eggs each summer. Just a 30 minute drive from Dalaman International Airport it lies right in the middle of the most visited tourist destinations along the Mediterranean coast. Spectacular nature abounds everywhere around Dalyan that can be enjoyed by taking boat trips, jeep tours, or by going on a guided trek to enchanting locations which exist in every direction. It is the ideal destination on the Turkish Riviera because of it's spectacular beauty and it's convenient location to the prime holiday attractions.

Twelve kilometers from the centre of Dalyan lies the five kilometer long sandbar that juts out from the mainland into the Mediterranean Sea. This site was earmarked for development until it was brought to the attention of authorities that it was one of the last nesting grounds for the endangered Loggerhead Turtle. A campaign with David Bellamy and a local conservationist Kaptan June (Haimhoff) were successful in stopping the development of Iztuzu Beach . Chaise lounges and beach umbrellas for rent are available at the beach, and cold drinks and snacks are served throughout the day. To reach Iztuzu, you can either take Dolmus (mini-bus), or a boat. The boat trip takes approximately 30 minutes, winding its way down the river through the rustling reeds to the open tip of the beach. The Dolmus travels lakeside through beautiful winding roads down to the Beach, and this takes around 20 minutes. In either way the trip itself is worth experiencing and the price is quite reasonable. Sultaniye Thermal Springs

Every Saturday in the center of Dalyan is the weekly market known in Turkish as Pazar. Fresh fruits, vegetables, cheese, and olives are offered for sale by local farmers. There is also a large selection of clothes, shoes, housewares, tools, fabrics, and numerous other items that are sold under the cover of large canvas tent-like awnings. A great way to spend a Saturday morning before settling on a restaurant for lunch.

The ancient city of Kaunos stands midway along the channel. It grew into a major area on the border between Lycia and Karia, where the people were said to be famous for their yellowish skin and eyes. ( due to Malaria ) Kaunos was known to be the son of Miletus and the Grandson of Apollo, he is believed to have fled from the city because of the unnatural feelings between himself and his sister. The city sprawls over a broad slope overlooking the sea and delta. At Kaunos there is an Acropolis surrounded by the city walls that are Byzantine, a theatre, four temples, an Angora , Roman baths, Palestra and a Cistern. The harbor that continually silted up is one of the two major reasons for the demise of the city, eventually carrying the coast line 5 kilometers away from the city. The second disaster was the outbreak of malaria because of the shared belief of the inhabitants of Kaunos that the mosquito was a sacred creature.

Kaunos has a long and varied history and is well worth a visit. You can visit Kaunos at any time although it is advisable to avoid the midday sun. First you will have to cross the Dalyan channel by rowing boat then walk up to the city. Kaunos can also be visited as part of a day tour. Sultaniye Thermal Springs

Along the channel of the Dalyan Delta from Köycegiz are The Sultaniye Thermal baths with the water is 40 degrees C. The water has been used since Hellenistic times, first by the Karians then the Byzantines. The ruins from these buildings are now submerged. The water which contains radioactive elements (harmless) and hydrogen sulphur are believed to cure rheumatism, skin disorders, liver, spleen and bowel complaints, as well as being beneficial for nervous and digestive disorders. Sulunger Lake.

On the road towards Iztuzu Beach just outside of Dalyan is Sulunger Lake where you'll often find local Turkish families enjoying a picnic by the shore. This is a beautiful lake close to Dalyan that is preserved by prohibiting the use of motorboats on it. There is a restaurant by the edge of the lake where you can enjoy a meal or a cold beer while taking in the beauty that surrounds you.

Caretta Caretta

Dünyada soyu tükenmekte olan canlılar listesinde yer alan bu sevimli deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için Dalyan’daki İztuzu plajına geliyorlar.

Fransa, İtalya ve Uzakdoğu ülkelerinde lüks yiyecek olarak tüketilmesinin yol açtığı aşırı avlanma Caretta Caretta neslinin neredeyse sonunu getirmiş. Dalyanlıların çabalarıyla şu an İztuzu plajı koruma altında. Hatta 1980 yılında yapımına başlanan Türk-Alman ortaklı bir otel temelleri atıldıktan sonra Dalyan halkının, burada yaşayan yabancıların, Doğal Hayatı Koruma Derneğinin ve çeşitli çevre kuruluşlarının çabalarıyla inşası engellenmiş ve otel yıkılmış.

Caretta Carettaların boyları 115 ile 150 santim arasında değişiyor kiloları ise 70 ile 90 kilo ağırlığında, kabugu toprak, karnı ise turuncu (oranj) rengindedir.
Genellikle yosun yiyerek beslenen Caretta Carettalar koloniler halinde yaşıyorlar. Ömürlerinin 70 yıl olduğu tahmin ediliyor. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapan Caretta Carettalar tenis topu büyüklüğündeki yumurtalarını arka ayaklarını kullanarak açtığı çukurlardan birine gömüyor. Çeşitli çukurlar açan kaplumbağa (Belki yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) 80 ile 100 arasında yumurtalarını bu çukurlardan birine gömüyor.

Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor. İztuzu plajında kuluçka dönemi Mayıs Temmuz ayları arasındaki 55-60 günlük zaman aralığıdır. Ortalama 28.5 dereceye kadar sıcaklıkta erkek, 32 derecede ise dişilerin temmuz ayı başlarında yumurtadan çıktığı ve bu olayın eylüle kadar devam ettiği gözlenmiş. Bırakılan yumurtaların pek çok doğal düşmanı var bunların başında ise tilkiler geliyor. Koklayarak yumurtaları bulan tilkiler bu değerli yumurtaları yok ediyor.

Yumurtadan çıkan yavrular doğal bir içgüdüyle denizden yansıyan ışığa doğru harekat ederek yaşayacakları yöne ilerliyorlar. Ancak yinede birçoğu yolunu şaşırıp susuzluktan ölüyor. Denize ulaşanların bir çoğu da yengeçlere, balıklara ve kuşlara yem olmaktan kurtulamıyor. Uzmanlar her yüz yumurtadan 1-2’sinin yaşamasının bu canlıların neslini sürdürmesinde yeterli olduğunu söylüyorlar. Yumurtadan çıkan yavrular eğer çevrede başka bir ışık yansıması varsa ölümlerine neden olacak yanlış hedeflere yöneliyorlar. Bu nedenle gün batımından doğuşuna kadar İztuzu kumsalına girmek belediye tarafından yasaklanmış.

Çamur Şifalı Çamurlar

Çamur Banyoları

Dalyan iskelesinden kalkan günlük turların ilk uğradıkları yer çamur banyolarıdır.Dustin Hoffman ve Sting’in de 1990'lı yıllarda buraya gelmişlerdi.Doğal çamurun oluştuğu yerde işletme yapımına izin verilmemiş.Ancak daha çok ziyaretçi alan bölgede ise bilimsel açıdan vücuda sürülen çamurun bir faydasının olduğu ortaya konulmamış ama yinede bu bölgede yaşayan insanlar tarafından söylenenler çok faydaları olduğu yönünde.

Söylenen o ki çamurun üzerinizde kuruması sonucu teniniz geriliyor ve kırışıklıkları belli seanslar devam edildiği takdirde azaltıyor.Tabi güzellik denilince bu konu bayanları çok ilgilendiriyor.Hal böyle olunca çamur banyolarını en çok bayanlar dolduruyor.Çamur maceranızdan hemen sonra yine işletme içinde yer alan 39-40 derece sıcak su kaynağına giriyorsunuz.İçerisinde klorür,florür,sodyum,hidrojen,sülfür ve radyoaktif radyon gazı bulunur.Kaynağın,romatizmaya,kas yorgunluğuna,bel rahatsızlıklarına,eklemlere,siyatiğe iyi gelmektedir.Vücut ısısına yakın sıcaklıktaki çeşitli mineraller içeren kaplıca suyu da vücuda dinçlik ve zindelik kazandırmaktadır.

Gözlemlediğimiz kadarı ile sürülen çamurun vücud üzerinde fiziksel değişiklik ve orada bulunan ziyaretçiler arasında bir animasyon yarattığı gerçek.Bölgede birbirlerinin çamurlu hallerini gören turistler şakalaşıyor ve bol bol fotoğraf çektiriyorlar.Ruhen insanı çok iyi hissettirdiği kesin.Sanırız bölgede bu sayede eğlenceli bir aktivite kazanıyor.

Dalyan Çamur Banyosu'nun Yeri

Köyceğiz Gölü ile Dalyan Kanalının birleştiği mevkii de yer alan çamur banyoları Dalyan'a 4 kilometre uzaklıktadır. Dalyandaki bu çamur banyoları her yıl yüzlerce ziyaretçisine ev sahipliği yapmaktadır.Çamur banyolarına yılda 800bin ziyaretçi gelmektedir.

Dalyan Sultaniye Kaplıcası Sultaniye Kaplıcası

Sultaniye Kaplıcası

Dalyan eşsiz doğal güzelliklerinin yanı sıra şifa veren yer olarakta Sultaniye Kaplıcası bilinir.Dünyanın bir çok yerinden buraya gelen ünlü konukları da bunun bir göstergesi.Yıllardır bel ağrıları,romatizma ve siyatikten çok çektiğini belirtip,buradaki kaplıcalara girdikten sonra ise tüm bu ağrılardan kurtulduğunu söyleyen insanların sayısı azımsanamayacak kadar.Bu kaplıcaların başında ise Sultaniye kaplıcaları geliyor.

Köyceğiz gölünün güney batısında,Ölmez dağının eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları M.Ö. 100 yıllarında Kaunoslular tarafından işletilmiştir.Daha sonra Bizanslılar zamanında yeni eklemelerle genişletilen bu tarihi kaplıcanın kalıntıları bugün gölün içinde kalmıştır.Dalyan’a 4 kilometre uzaklıktadır.Rıhtımdan kalkan motorlarla gidiliyor. Türkiye’nin en yüksek (98.3) radyoaktif kaplıcası olan Sultaniye kaplıcası Radon değeri açısından dünyada Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada. Suyun sıcaklığı ise 39 derece. Kalsiyum klorür,kalsiyum sülfat,kalsiyum sülfür ve radon içerir.

Sultaniye Kaplıcasındaki su Kaunoslar zamanında kullanılmaya başlanmış.Daha sonra Bizanslılar tarafında konaklama yerleri yapılmış.Bu döneme ait liman ve binaların kalıntıları Köyceğiz Gölü'nün suları altında bulunuyor.

Sultaniye kaplıcaları tarihi bir değere sahip. M.Ö. 8. yüzyıldan bu yana,Romalılar,Bizans,Selçuklu ve Osmanlılar zamanında şifa kaynağı olarak ün kazanan Sultaniye kaplıcaları,özellikle yazın yerli ve yabancı turistlerin,kışın da yöre halkının ziyaret edip şifa aradığı bir ılıcadır.1968'de inşa edilip geçen yıl restore edilen kubbeli hamam şeklinde bir kapalı havuzu ve bir açıkhava havuzu bulunan Sultaniye'de yeme-içme mekanı,soyunma kabinleri,duşları,tuvaletleri ve yöre halkının kullandığı konaklama odaları da bulunmaktadır.

Su sıcaklığı 39-42 derece, radyoaktivite 57.2, pH değeri 6 - 8.7 arasında değişiyor.İçme kaynaklarının sıcaklığı ise 28 derece, radyoaktivite 93.23,pH derecesi ise 7. Düzenli olarak,21 günlük tedavi süresi uygulanan kaplıcada ilk başta 10 dakika olmak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor.yapılan banyolar;lumbago,siyatik,nefrit,ruhsal ve bedensel yorgunluklar,cilt ve kadın hastalıkları başta olmak üzere 36 çeşit hastalığa iyi geliyor.Ayrıca içme suyu olarak kullanıldığında karaciğer,safra kesesi,bağırsak ve mide hastalıklarına karşı iyi gelmektedir.Fakat asıl önemli olan radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliğidir.

Doğal güzellikleri,tarihi ve kültürel zenginlikleriyle,Türk turizminin odak noktası konumundaki Muğla ve yöresi kaplıca ve çamur banyolarıyla da turizme önemli katkı sağlamaktadır.

Sultaniye Kaplıcasına Nasıl Gidilir?

Köyceğiz’den çıkıp Hamitköy üzerinden Ekincik’e doğru giderken yolda Sultaniye Kaplıcası’nın tabelasını görüp 500 metre içeriye gideceksiniz.Köyceğiz,Dalyan ve Ekincik’ten günübirlik dolmuş motorları ile de ulaşabilirsiniz.Tekne turlarının bazıları da kaplıcalara uğruyor ve mola veriyor.Sultaniye'ye Dalyan'dan tekne ve karayoluyla ulaşmak mümkündür.

Mavi Yengeç

Mükemmel bir protein  deposu olan Mavi Yengeç ülkemizde Akdeniz kıyılarında dolayısıyla Dalyan kanallarında ve İztuzu Plajında yaşar Adını  kıskaçları ve ayaklarındaki mavi renkten alan mavi yangeç, asıl ana vatanı Kuzey Amerika'dır. Rivayete göre Ege kıyılarından geçen büyük yük gemileri tarafından bırakılan daha sonra Ege kıyılarındaki lagünlere yerleşmişlerdir ..

Mavi Yengeç  bulunduğu bölgede yöre halkı ve tatilciler tarafından tüketiliyor. Dalyan 'a tatile geldiğiniz de muhakkak iztuzu plajında bulunan mavi yengeç satıcılarından veya kanal kenarında bulunan restaurantlarda yemenizi tavsiye ederiz

Mavi yengeç adını makaslı ve yürüme ayaklarındaki koyu mavi renkten almaktadır. Mafsallar ve dikenlerin uçları ise soluk pas kırmızı renktedir.
Dişi ve erkek fertler gövdenin altına kıvrılmış karın (abdomen) halkalarının yapısı ile kolayca ayırt edilebilirler.
Erkeklerin boyu 9 cm, genişliği karapaks’ın yani sırt tarafı kaplayan sert kabuğun her iki yanındaki uzun ve sivri dikenlerle birlikte 22cm’dir. Erkek yengeçler dişilere oranla daha geniş çapta büyürler.
Dişilerin boyu 7,5cm genişliği 18cm kadar olabilmektedir. Karapaks’ın ön kenarında 9 adet dikenli çıkıntı vardır. Erkeklerden daha küçük boydaki dişiler, diğer yengeç türlerinde olduğu gibi yumurtalarını karın tarafında kıvrılmış, abdomen ve kuyruk altında taşırlar. Yumurtlama dönemi Eylül-Kasım arasındadır.
Mavi yengeçler  pişirildiklerinde kırmızıya dönüşürler.


Kaya Mezarları

Eski inanışa göre insanın mezarı ne kadar yüksekte olursa o kadar tanrıya yakın olurmuş ve o yüzden kayalara kazılırmış kralların ve önemli insanların mezarları...

Kaunos'luların (Kbid'lerin) muhteşem eserleri olan kaya mezarları Dalyan'ın "Türkiye Tanıtım filmlerinde de sık sık görüldüğü üzere" en önemli simgelerinden birisidir. Kaya mezarları Dalyan'a ister denizden ister karadan ulaşan misafirlerini tarihin derinliklerinden gelen bir sıcaklıkla karşılar.

Perslerin veya Büyük İskender'in istilası üzerine yarım kaldığı tahmin edilmekte olan en büyük mezarla birlikte izleyenleri büyüleyen altılı grup Kaya Mezarları, Kaunos'taki mezar tipleri içinde şüphesiz en önemlisidir. Tapınak cepheli bu kaya mezarı tipinin yanı sıra, yine kayaya oyulmuş "güvercin yuvası" ismiyle tanınan dikdörtgen derin Oyuk Mezarlar, Nişler ve Lahitler, yerleri özel olarak seçilmiş Anıt Mezarlar ve daha çok şehir surunun dışında kalan yamaçlar üzerine açılmış Sandık Mezarlar, bir taraftan kentteki mezar tipinin zenginliğini ortaya koyarken, diğer taraftan da gömme geleneği konusunda bizleri bilgilendirmektedirler.

Hiçbiri İÖ. 4. yüzyılın 2. çeyreğinden önceye tarihlendirilemeyen kaya mezarları içinde en önemli grup, tapınak cepheli olanlardır: Yan duvarların arasındaki sütunlann taşıdığı üçgen alınlıktı cephenin gerisinde, basamaklarla çıkılan bir ön oda ve bir kapıyla açılan mezar odası. Kareye yakın mezar odalarının arka ve yan duvarları önünde ölü yataklan yapılmıştır; bazılarında sunu sekileri de oluşturulmuştur. Yakılan ölüden arta kalanların içine konulduğu kapların dik yerleştirildiği küçük nişler de, tapınak cephesi biçiminde şekillendirilen birer plakayla kapatılmıştır. Yan yana açılan sandık mezarların uzun yan kenarları, genelde yükseklikleri birbirlerine eşit plaka blokların dik konulmasıyla elde edilmiştir; biri ana kayaya cepheli dar yüzleri ise çoğunlukla tek bir blok oluşturmuştur ve üzerleri büyük Sal taşlarıyla kapatılmıştır. Sal taşları önce toprak bir tabakayla örtülmüş ve bunun da üzeri irili-ufaklı çakıl taşıyla karıştırılmış kalın bir harçla kaplanmıştır. Bu tür mezarlar daha çok İÖ ve İS 2. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedirler.

Dalyan'da özellikle aksamları kaya mezarları ışıklandırıldığı vakit ayrı bir güzellik olarak karşımıza çıkmaktadır.

"Krallar yüksekten bakar." Dalyan'ı yüksekten izleyen kaya mezarlarının binlerce yıl önce hangi teknik kullanılarak yapılabildikleri hala anlaşılamamaktadır. Hangi aletler kullanılarak o kayalar oyulabilmiştir? Bunlar yapılırken, sadece mezar odası oyulmamıştır. Mezar odasının dışından da dağ oyularak, mezar dağdan bağımsız hale getirilmiştir. Bir kişi rahatça mezarın çevresinde dolaşabilmektedir. Bunun amacının kralın mezarına tapınak havası vermek olduğu sanılmaktadır.